RSS

nertia


Parçalanmış bir ataletle 

kutsanmış, 

eğmiş kafasını bakıyor sarmaldan aşağı 

onu sarmalayan binbir trabzan ile. 

Yorgun gibi ama öfke perçinliyor 

o yorumsuz şevki, 

içinde volkanların patladığı 

gayzerlerin uçsuz bucaksız dolduğu 

nehir dolup taşıyor bensizlikle. 

birden kırağı olup aksa ya diyor hayat 

şöyle bir iki saniye mat 

ağır çekimde gibi gün doğmadan. 

en hoş zaman o zamandır belki de

zamanın içinde zamansız çiy tanesi. 


matem denizi kabarıyor 

vuruyor iskelelerine 

hınca hınç 

ne menem bir şey bu 

atıl okyanusta 

debelenen ben. 


az önceki,

sözcüklerden dökülen 

kırağı. 

sonsuz, engin,

dehşet ve ürpertici.

Bir o kadar da narin 

ve kırılgan.


ve damla oluyor

,doluyor 

gecenin en dibinde,

şafağın 

mabedi.



baane

varsıl olmayan sikkoluk cirit atıyor sonsuz güneş altında keza zıplıyor kendi içinde artık yerden yükselmemesi gereken kas yığıntısı. 
yola yapışan sakızın sonsuz erimesi denyoluğun amansız şuhluğunu andırıyor. bu sonsuz sakıza anlam veremiyorum. öl git, yapışma artık

 sonra kalaslar atılıyor bir yerlere hayatımda sürekli. bamm... küttk.. taktr.... BAM. ASLINDA bam değil de tahtt gibi bir ses dizilimi uyandırıyor beynimde. müthiş feveranıyla makineler vuruyor göbeğine göbeğine yer yüzünün.. çalkalanıyor toz çorbası, örtüsünün. 


 biraz sessiz bir sokak bulunca aa diyorum. gerçekten mi gibi sağır eden bir sessizliği bozan rüzgar hışırtısı ve anlamsız birkaç kuş. o sokak kendini soyutlamış uçmuş gitmiş bir iki ağacın arasından.

 çitlenen çekirdeğin içinden siyah Bir tane yanmış gibi ölmüş bir tane çıkar. yemek istemezsin de yesem ne olacak deyip hayatın bulantısını eşlik edersin güya tertemizliğe. çöp kamyonları toplar yerden seni. 
 yani genelde 2 adam. yine manivela sayesinde uzanırsın girdap karanlığa.
dümen çeviriyor hayatın sarmalı. 
öyle dövünüp durup ip gibi ince
kızgın yağın içinde çatırdayan su damlacığısın elektronik 9 altında. 
 ve kavrulmuş yabani ot gibi sapsarısın,
 hayatın otoyolunda.