RSS
kelimeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kelimeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zeman

Zaman zarflarına neden ‘zarf’ denmiş onu tam bilmiyorum, ilkokuldan beri de takılmışımdır buna. Tabii bakmaya da üşenmedim elbette:

Zarf veya belirteç; bir fiilin, fiilimsinin, sıfatın veya başka bir zarfın anlamını yer, zaman, durum ve miktar bakımından niteler.

‘Bugün’ değinmek istediğim zamanla alakalı olanlar. Belirteç de bir o kadar tuhaf...


Bazen: Benim en çok kullandığım kelimelerden birisi. “Zaman zaman”a benzeyen, ortada kalmış, emin olunamayan durumlarda kullanılıyor.

 

Arada sırada: Bu ifadelerin hepsi dilbilgisinde zaman zarfı olarak geçmiyor fakat ben bu zamanı anlatan ifadeleri derlemek istedim. Arada sırada böyle şeyler yapasım geliyor.

 

Mütemadiyen: Aslında eskilerden gelen bir kelime. ‘Devamlı’, ‘sürekli’ gibi anlamlara sahip. “Mütemadiyen başımı ağrıtıyorsun” denmez belki ama mütemadiyen demek saçma bir şekilde keyifli.

 

İkide bir: Yapılan şeyden artık usanıldığını veya karşı tarafa usanç verildiğini ima eden bu ikileme, insanı yoruyor ve ikide bir karşımıza çıkıyor.

 

Bilahare: Bu kelimenin anlamını bilmiyordum, sonraları kullanmaya başladım bilinçli olarak ve bununla birlikte yaşlandığımı hissettim.

 

Daha sonra: Yani bir işin sonralığını daha da pekiştiren, ateşi körükleyen korkunç bir ifade. ‘Daha sonra yaparız, daha sonra ilgileniriz’ (Sadece ‘sonra’ diyince daha az etkili oluyor)

 

Beri: Dünden beri, geçtiğimiz X zamandan beri. Çokça kullanılan bir ifade. Sanırım olmazsa olmaz bir kelime bu hayatımızda. Yerine kullanılabilecek bir kelime sanırım yok.

(Öte filan var da onlara girmeye hiç gerek yok)

 

Evvelsi gün ve gün aşırı: Yani şu yaşıma geldim (hangi yılda okuyorsam artık) bunların anlamını samimiyetle ve açık yüreklilikle çok bilmediğimi söylemek istiyorum. Evvelsi diyince dünden daha da öncesi anlaşılıyor galiba, ama ne kadar önce? Gün aşırı ne demek, duyuyorum ama beynim almıyor demek ki. Bende bir sorun var.

 

Daha: Çokluk anlamı katmayan ‘daha’ dan bahsediyorum, henüz gibi. İçinde sanki birden çok anlam barındıran bir sözcük gibi geliyor bana ‘daha’. Bilemedim.

 









Halihazırda: Bir eksantrik ifade daha. Başka dillerde bize garip gelen kelimelerin bir arkadaşı gibi olan bu sözcük, bugünlerde, bu sıralarda anlamına geliyor. Ben daha çok “zaten” gibi anlıyorum bu kelimeyi.

 

Şu anda: Yazılışı itibariyle zorlanılan kelimelerden birisi. Doğrusu “şu an” Zamanın tam da ortasında, içinde olduğumuzu bize hatırlatır. Geçmiş ve geleceğin tam ortasında, ilginç bir yerdedir.

 

Şincik: Bu “şimdi” kelimesinin değişik kullanımlarından birisi. Dedem sanırım “herkeş” derdi, bu tarz kelimeler bana hep bunu anımsatır.

 

Şimdi sizi zamanın ötesine veya gerisine atmadan (bilmem yapabilir miyim), sizi kendinizle baş başa bırakıyorum. Daha sonra yine yazarım.

Captive

Düşüncelerimin dansından biraz olsun sıkılıp , omuzlarımdan kollarıma dökülen , parmak uçlarıma geldiğinde ise , hayali beyaz kağıtla çiftleşmeyi başarabilmiş birkaç cümleyi oluşturan kelimeleri okuyor olabilirsiniz şuan…Belki de geride bıraktınız…
Bütün bu olan bitenden , ortaya çıkardıkları sonuçtan habersiz, kelimeler ise kendi saçmalıklarının farkında olmadan şu dakikalara eşlik ediyorlar , onlar da bunun farkında değiller…
Çünkü onlar düşünemiyor,konuşamıyorlar…Cansızlar…

Siyah çizgiler bir takım kıvrımlar yapıyor ve “harf” adı verilen şeyleri oluşturuyorlar… Bu harfleri tek başına kullandığımızda hiçbir anlamının olmadığını , birer sesten ibaret olduğunu bilsek bile , anlamsız olan bu şeyleri yan yana getirdiğimizde anlamlı bir şey oluşturduğumuzu varsayıyoruz…Buna da kelime demişiz…

Bence insan düşüncelerini kimi zaman kelimelere dökmeye çalışmak yerine , kelimelerin kendi seslerini duyurmalarına izin verse daha iyi olur diye düşünüyorum…

Kelimeler belki de boyunduruk altında bulundukları için bunu yapamıyorlar…İnsanlar onları kullanma yeteneğinin olduğunu sanadursun ,onlara sadece zulmedip kontrolü altında tutuyor…
Bütün kelimeler belli bir kural içinde oldukları için – ki bunu isteyip istemediklerinden emin değiliz- sadece insanların onları kullanmak istedikleri şekilde can bulabiliyorlar…Canlının cansıza olan bir işkencesi…
İnsan , onu başka bir insanla iyi geçinmek adına ,başka bir insanı sömürmek adına ve bir başka insanı etkilemek adına kullanıyor…Kelimeler buna sesini çıkartamıyor…Çünkü herhangi kötü bir durumda suçlananlar yine kendileri…
Ben herhangi bir kelime olsam ve söz hakkım olmasa çok üzülürdüm…

İnsanların dil adını verdikleri icatlarının esiri olmaları,onların yüzyıllardır değiştiremedikleri bir gerçek…
İngiliz insanı buna “İngilizce” demiş…Almanlar da “Almanca” demeyi tercih etmiş…
Hepsinin de bir düzeni var…Hiçbiri özgür değil…Özne,yüklem ve tümleç…
Türkçe’yi düşünürsek , özne,tümleç yüklem…Yüklemsiz bir cümle olmuyor , cümle niteliği taşımıyor…

Buraya kadar düşünce dansının yorgunluğundan müşkül duruma düşmüş kelime seli , artık durgunlaşma evresine giriyor gibi…Parmaklarımın ucunda bunu az sonra başaracaklar…

“çelişmek” denen bir kelime var…Bu kelime ,insanın kendi farkına varmasını sağlayan tokatların en sertinden…Şuan benim bu kelimeyi seçmemin nedeni, tamamen onun bu durumu kendisinin açıklamak istemesinden kaynaklanıyor…

Demek istediğim kelimelerle iletişime geçip bir an olsun onların duygularını öğrenmek istediğimde bana şu şekilde cevap verdiler :

“Qwğkrğrkwopkr3woesmpkdsnlkcndcn lnkdsn lkdsl knfew wlk nwenlkwnkwef nklnlkweklnf lmkfdsmflkdm fwlekm mkwoıqojıdwqj qwdqıodj qwıojd qwğpddlasğcğcz xciz özözxzc xzös aclcdsölsdl öcsdö csdşcö sşcöl şlceemöoeo eoepoce öopewö ewpocö ö cc ewwccewewww qd pqwodk qwkdwpodkapjıeofj erghrtuıhgrtıugjhreojfepğğaegkregkesgğpkeproınflvnzfvknejvkrjnegapgıjegp jgreg erag ergplğwldğ,qwDPĞÜWLD QD…”

Şuan bu yazıyı yazan insan için “sıkılmak” kelimesi onun hislerini açıklamak için yeterli midir bilinmez ama,tekrar, kelimelerin affına sığınarak “sıkılmak” kelimesini demek istedikleriyle birlikte baş başa bırakmaktan başka da bir çaresi yok gibi görünüyor…
Şuan bu yazıyı yazan kişi tüm söylediklerini yine tek bir kelimeyle toparlamaya çalışıyor ve o kelimeyi rahat bırakıyor…
“çelişki”