
“Fark etmez”…Seçenekli sunulan bir soruya verilen bu belirsiz yanıtın günlük yaşamdaki yansıması çok ilginç…Bazı insanlar tarafından bunun insanları çözmeye çalışmakta kullanıldığını görünce sıkılıyorum…Daha doğrusu iki grup insan var : bunlardan birincisi soruya “fark etmez” diye cevap verenler ve diğeri de “bu fark etmez diyen insanları da anlamıyorum” diyen insanlar…Bu insanlara göre “fark etmez” diyen insanlar , ne istediğini bilmeyen ve illaki bir şıkkı seçmesi gereken insanlar…Bu biraz bana emrivaki bir durummuş gibi geliyor…Belki de adam çekimser olmayı seviyor veya her iki seçeneği de değerlendirmek istiyor…Kola mı çay mı ? Belki de ben önce çay içip üstüne de kola içmek istiyorum…Olamaz mı ? Ukalayım…Evet fark etmez…
Hayvanları yemek konusunda elimde olmayan besin zinciri formalitelerine karşı pek de söz söyleyemem…Ama şu da var ki yaşamak için yemek değil ; yemek için yaşayanlardan birisi sayılırım…Bazen bir hayvanı yerken içinde bulunduğum durumu garipsiyorum…Bir tavuğu yiyorsun veya bir balığı…O bir canlı ve öldükten sonra onun parçalarını yiyorsun…Elbette bunları yememeliyiz demiyorum ama yerken de garip hissediyorum…Birde bunların 'etinden sütünden yararlanma' gibi bir durum söz konusu…Bu benim anlamadığım ve sevmediğim bir tabir…Ben pek faydalandığımı zannetmiyorum…Çünkü gerçekten bir yarar sağladığımı düşünmüyorum…Evet…
Geçenlerde 'organik kıyafet gelmiştir' diye bir yazı gördüm de garip geldi…Nasıl yani organik ? Bizim giydiklerimiz inorganik mi ? Sanırım bu organik ayağına gelinen son noktalardan birisi de bu…Uzun bir soru-cevap diyaloğuna girmemek için mağazaya adımımı atmadım…Zaten 'organik kıyafet geldi' demişler , benim de üzerine herhangi bir şey demem saçma olur diye düşündüm…Giyen giyiyordur…Evet bazen çok inorganiğim…

Ankaray’da metro beklerken, daha ilerisine geçilmesi izin verilmeyen yasaklı bölgenin hemen yanındaki ne idüğü belirsiz 'dikdörtgen ayna'yı hep merak etmişimdir…Zaman zaman bu aynanın karşısına geçip kendime baktığım oldu…Amacını bilmiyordum ama bir rastlantı sonucu bunun ne işe yaradığını öğrendim…En öndeki vagonda bulunan makinistin bütün yolcuların binip binmediğini bu aynaya bakarak anladığını fark ettim…Bununla ilintili olarak ,zaten nasıl bütün yolcular bindiğinde kapıların otomatik olarak kapandığını da merak ediyordum böylece bu da çözümlenmiş oldu…İlginç…
Son olarak , satrancı çok seven bir insan olarak kabul edemediğim bir durum var…Gerek reklamlarda gerek bu oyunu çok bilmeyenler arasında 'şahı devirmek' gibi kendilerince eğlenceli ama bir o kadar da saçma bir ritüel var…Oyunun kurallarına göre , şahı almak veya devirmek söz konusu değil…Bunu yapan insanlar gerçekten şahı devirebildiğine inanıp satrancı güya eğlenceli hale getirdiklerini düşünüp zevk alıyor olabilirler ama bu görüntüden başka bir şey değil… Ayrıca satrancı sıkıcı bulan insanları da anlamıyorum ve sevmiyorum…Satrancı bilenler için oyun içinde şah-mat yapmaktan daha eğlenceli şeyler de vardır…Bunu bilmeyenlerin biraz 'kafa' yorması lazım sanırım…
