yola yapışan sakızın sonsuz erimesi
denyoluğun amansız şuhluğunu andırıyor.
bu sonsuz sakıza anlam veremiyorum.
öl git, yapışma artık
sonra kalaslar atılıyor bir yerlere hayatımda sürekli.
bamm... küttk.. taktr.... BAM. ASLINDA bam değil de
tahtt gibi bir ses dizilimi uyandırıyor beynimde.
müthiş feveranıyla makineler vuruyor göbeğine
göbeğine yer yüzünün..
çalkalanıyor toz çorbası, örtüsünün.
biraz sessiz bir sokak bulunca aa diyorum. gerçekten mi gibi sağır eden bir sessizliği
bozan rüzgar hışırtısı ve anlamsız birkaç kuş.
o sokak kendini soyutlamış uçmuş gitmiş bir iki ağacın arasından.
çitlenen çekirdeğin içinden siyah Bir tane yanmış gibi
ölmüş bir tane çıkar. yemek istemezsin de yesem ne olacak deyip hayatın bulantısını eşlik edersin güya tertemizliğe.
çöp kamyonları toplar yerden seni.
yani genelde 2 adam. yine manivela sayesinde
uzanırsın girdap karanlığa.
öyle dövünüp durup ip gibi ince
kızgın yağın içinde çatırdayan su damlacığısın
elektronik 9 altında.
ve kavrulmuş yabani ot gibi
sapsarısın,
hayatın otoyolunda.


0 yorum galiba:
Yorum Gönder