RSS

Sempatik Değilim...

‘Düğünler ilginç gelir bana…Düğünlere katılmamak elde değil zaten…Sürekli sırıtışın eksik olmadığı bir ortam…Daha düğün başlamadan , sinir olmaya başlıyorum…Sabah erkenden kalkmak , tarzım olmayan kıyafetleri giymek…Aceleci olduğumdan dolayı , burada da bunu sergiliyorum …Sinir olduğum şey erkeklerin kısa sürede hazırlanıp , geri kalan zamanın –ki düğün saatine kadar yaklaşık yedi-sekiz saate denk gelir bu- kadınların hazırlanmasını beklemesidir… Kadınların şu saç savaşına değinmek istiyorum elbette…Bunun daha kısa sürede yapılma ‘ihtimali’ dahi yok mu ? Anlamıyorum…Bununla birlikte düğünlerde makyajdan dolayı , çoğu yakınımı tanımadığım olabiliyor son zamanlarda…İlginç evet…Sinir bozucu birçok detay var aslında düğüne kadar…Çok kişinin olması ve telaşın buna eklenmesi…Düğünler mümkünse lütfen yazın yapılmasın…Gıcık bir durum , zaten sıcak…Yapın ne güzel buz gibi havada…Ben olsam dünya evine yazın girmezdim…Ev sonuçta…Yazın yapılması şart ise , düğünler art arda olmasın mümkünse…

‘Düğün mantıklı bir anlamı olan , iki insanın yaşamlarını birleştirmesinin töreni…Peki taraflar neden oluyor peki ? Bunu da anlamlandıramamışımdır çoğu zaman…Erkek tarafı ve kız tarafı…Kazanan oluyor mu ? Hayır…Peki kaybeden ? O da yok…O zaman neden bu iki tarafın da gerginliği ve ayrı ayrı oluşu ? Normalde ben düğünün bir kaynaşma ortamı olması gerektiğini düşünüyorum…Halbuki oyunlar bile ayrı oynanıyor…Böyle bir yarışma havasında oluyor nedense…Bir tarafın diğerinden daha güzel olduğunun veya daha yakışıklı olması gerektiğinin veya her açıdan daha üstün olduğunu çabalamasının örneği var belki de...Samimi değil pek...İyi ki ablamız veya abimiz evleniyor…Siz yarışın diye başka bir ortam bulamamıştık zaten…Kaynaşma noktası yok…Erime noktası da yok…

‘Son olarak şunu ekleyebilirim…Düğünlerdeki şarkıları org'un başında fütursuzca çalan kişi sana sesleniyorum…Daha iyi yapabilirsin işini…Somurtarak değil...Severek yani…Yapmak zorunda olduğun için değil…

‘Yazın sıcağından ve neminden nefret etmemek elde değil…Bu yüzden sonbaharı ve kışı özlüyorum…İlkbaharı da gücendirmiyorum tabii ki…Demek istediğim : üretilsin artık şu sırta yapışmayan t-shirt…İnsanın derisi evrim geçirmeli bu ter hususunda…Zira , dışarı çıktığım ikinci dakikada sırılsıklam olmaktan bıktım…

‘Uzmanlar uzmanlar , yeri gelmişken , yazın ortaya çıkan uzmanları sevmiyorum…Samimiyetsiz oldukları ortada…Atıp tutma değil ama , bir şeyi bildikleri için onu insanların gözünün içine sokma potansiyelleri çok yüksek oluyor…Kendilerini yaza saklayıp , zorla ortaya çıkma isteklerinden kelli ; bu isteklerini abartıyorlar…Bir yönden de haklılar ama öğlen vakti dışarı çıkmak tam bir aptallık…Ama sen bunu döverek anlatamazsın ki…

‘Boş geçen tatillerde geçirdiğim zamandan çok , okulun zorunlu tatil olduğu zamanları daha çok seviyorum…Özellikle yılbaşından sonra şöyle rahat bir hafta tatil olsa fena olmaz…Olmadı kar tatilleri okumayı olanaksız kılsın uzunca bir süre…Biz de ‘tatilin’ keyfini çıkaralım…

‘Sözlerini yutarak ve bağırarak haber sunan insanları sevmesem mi ona da karar veremiyorum…Heyecanlanıp , kelimeleri yanlış okudukları zaman da bu sinir olma hissim geçiyor…Bir nevi tezatlık…

‘Karşıtlık , karşısına geçip neden karşı olduğunu karşındakine kanıtlama çabandır bence…Ama bunu yapamayan insanlar ben şuna ‘karşıtım’ demesin…Karşı ve karşıt olduğun konu ne ise onu erdemli şekilde yap değil mi ? Doğanın kirlenmesine karşıyım…Hadi ordan…Demekle olsaydı…

‘Bazen insanları kandırıyorum , bundan ben de hoşlanmıyorum…Sürü psikolojisini görmem açısından iyi oluyor…İnsanlar hemen her şeye inanabiliyor , sorup soruşturmadan…Enteresan...

1 yorum galiba:

Can ÖNER dedi ki...

Tebrikler, beğendim. Kelimeleri kullanışın, cümle yapıların okunası.

Yorum Gönder