RSS

Sempatik Değilim...

‘Girişte gözüme bir not çarptı…Zaten ben böyle şeylere gelemediğim için veya belki de sizden daha çok ‘umursadığım’ için burada anlatmayı düşündüm…”Fakülteye giriş saati 7.45’te başlamaktadır…” yazıyor A4 kağıdı üzerine “Times New Roman” ile yazılmış bir yazıda…Bu yazıyı yazan kişinin , yazdığı şeyi çok önemsemediğini zaten “Times New Roman” ile yazmasından anlayabilirsiniz…

‘Umursamazlıktan çok önemle üzerinde durulması gereken şey şu : burası Türkiye’de dil üzerine eğitim veren en değerli okullardan birisi…Hadi diyelim bu notu düşen kişi Türkçe bilmiyor , fakülteyle çok alakalı bir insan değil ; sadece güvenlik vasıflarını yerine getiriyor…Ama hiçbir öğretmen seviyesindeki insan çıkıp da bunu görmüyor mu ? Garip…

‘Aslında acınası bir durum , dil ve tarih fakültesinde dil kurallarına uymayan böyle bir notu yazan , kendi dilinden habersiz bir takım insanların varlığı…Ayrıca şaşırmamak da gerekir , kendi tarihlerini de çok iyi bilmiyorlardır bu insanlar…Doğru fakültedeyiz(!)…

‘Faturalarla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum…Posta kutusunda elektrik , telefon , kredi kartı ile ilgili faturaları görünce bunları seviyorum…Nasıl ? diye sorabilirsiniz…Cevap şu : zarfın dış yüzeyleri böyle renkli ve albenili…Hem senin adına gönderilmiş…Bu yüzden ilgi çekici…Zarfın üstündeki reklamları öyle çok sevdiğimden değil ama onları ilginç bulurum…

‘Fatura demişken , telefon faturam geldi…Evimde telefon yok o yüzden sadece internet’i kullanmak için Hesaplı-Hat kullanıyorum …Bugün gelen faturada dikkatimi bir şey çekti : Aylık ücret dışında bir de diğer ücretler kısmı var faturada…Diğer ücretler kısmında yer alan ibare şu : “Çeşitli Borçlar” Hangi çeşitli borçlar bunun hakkında bilgi yok…Sorsan yine umurlarında olmaz…

‘Alışveriş arabasını kullanmayı seviyorum…Ehliyet sıkıntın yok , hız sorunun yine yok…Küçükken de çocukların oturması için açılan küçük bölmede oturmayı severmişim…O günden bugüne alışveriş yapılan büyük marketlerde tek ilgimi çeken şey de bu alışveriş arabasıdır…Diğer insanların bunlar annem babam bile olsa onların kullanmasını doğru bulmam…Arabayı kimseye vermem…Ukalayım…

‘Arabalarla ilgili küçük bir şey söyleyeyim , “dört teker değil mi gidiyor işte” sözünü çok doğru bulmuyorum…Bebek arabası da dört tekerli sonuçta…Araba dediğin biraz kullanışlı olacak , çok lüks olmasına gerek yok…Bunun yanı sıra insanın hayalleri de olur Ferrari almak gibi…Benim hayalim bir gün Ferrari almak…

‘Araba , motor , bisiklet diye aklımdan geçirirken bisiklette kaldım…Ne zamandır bisiklet kullanmadım ve çok özlediğimi düşünüyorum…Böyle akrabalarımı ziyaret ettiğimde filan varsa bisiklet kullanırım…Çocukken bisiklet manyağıydım diyebilirim…Toplam 6 tane bisiklet eskitmişimdir…Bazılarınız : “O da bir şey mi ben 15 tane eskittim” diye yarışa girebilirler benimle ama buna gerek yok…Evet ukalayım…

‘Bisikleti , yani gerçek bisikleti iki tekerli olanı duvara tutunmadan ilk sürdüğüm günü hala hatırlarım…Böylesine bir özgürlük tatmamışımdır belki o yaşlarda…Çevreden aldığım övgü, son dakikada golü atıp maçı kazandıran adamın aldığı övgüyle eşdeğerdi…Güzeldi ,unutmam…

‘Bisiklet demişken , üç tekerlekli garip bisikletten de söz etmem gerekir…Bu bisiklet türünü de kullandım ama bu bisikleti bırakmam bana motor çarpmasıyla aynı güne denk gelir…En azından öyle hatırlıyorum…Bir çok bisiklet çeşidim oldu…Gururluyum…

‘Son olarak , bisikletin zincirini çıkarıp tekrar takıp bisikleti çalışır hale getirmekten büyük zevk duyardım…Kirlense de elim önemi yoktu o an için…Nerede kaldı o günler ?

4 yorum galiba:

Ömero dedi ki...

Güzel eleştiriler, yorumlar...
Özellikle Fakülteye Giriş Saati (:
iyilikler,

Gökhan dedi ki...

Teşekkürler , evet öyle bir yerde okumaya çalışıyorum :D

Aylak Kadın dedi ki...

7 yaşından sonra bi daha bisiklet alınmaması üzerine (çünkü paten seviyodum ben ve o paten üstünde sol kolumu da kırdım vaktinde) 2 yaz önce falan malatyada arkadaşım tatildeyken onun bisikletini aldım ve bi kaç çalışmadan sonra tekrar sürmeye başladım ve hani ajandama falan "ben pisiğletime aşığam sanırım" yazıyodum mal gibi sokaklarda bütün gün bisikletle dolaşıyodum falan yani..
peki aylak bunu neden paylaştı? o da bilmiyor.. bu blogu sevdi ve bişeyler yazmak istedi sadece. anı olsun diye..

Gökhan dedi ki...

en güzeli de belki bir yokuşa tırmanıp ardından pedal çevirmeden bisikletle kendini rüzgara bırakıp aşağı doğru uçmaktı sanırım kendi açımdan...bir keresinde de çok kötü kaza geçirmiştim bisikletle , dirseklerim ve çenemin altı çok kötü olmuştu hiç unutmam...frene basmasam uçurumdan aşağı düşecektim nerdeyse öyle bir durumdaydım...frene bastığımda da kaza yapacağımı biliyodum...seçeneğim yoktu...teşekkürler yorum için...BİSİKlet istiyorum!! :D

Yorum Gönder