RSS

Dis (10 Haziran)

Aynanın karşısına geçti…Uzunca baktı kendisine ama aksinin ona bakışına anlam veremedi…Zaten ne için baktığını da bilmiyordu…Bilinçli bir şuursuzlukla bakıyordu…
Aynaya verdiğimiz anlamların en başında ne geliyor çok merak ediyorum…Ayna yapısı itibariyle zaten bize görmek istediğimiz şeyleri gösteriyor…Bu durumda insanın en çok görmek istediği şey sadece kendisi ve “kendisi”…Ondan başka bir beklentimiz olduğunu zannetmiyorum…
İnsanlar gözleri dışındaki hemen her yerini görebiliyor ayna yardımı olmaksızın…Aynaya baktığımızda ise çok farklı şeyler hissetmemizin nedeni belki de tek göremediğimiz yer olan “gözlerimizi” görmek…’Gözler insanın aynasıdır’ gibi bir söz kulağınıza çalınmıştır belki…Ama bu söz bana garip gelir…İnsanın ayna yardımı olmadan göremediği kendi gözlerinin de bir ayna olması çok ilginç…Daha da ilginci biz, gözlerimiz var diye aynayı görebiliyoruz…Ayna da bize, onu görmemizi sağlayan şeyi tekrar gösteriyor…Değişik bir döngü bu…İnsanoğlunun gözleri onun aynasıysa yine de gördüğü şey kendisi oluyor…Bu durumda dünyada aslında tek aynanın o bizim gördüğümüz ayna olmadığı gerçeğine ulaşılabilir…Yine bu sözü düşündüğümüzde, insanın gözleri onun aynasıysa , ayna da ona bakan şeyleri yansıtır…Gözümüze bakan bir kişi karşılığında kendini görüyor bu durumda herkes birbirini yansıtıyor…Garip bir denklem…Enteresan bir döngü…
İnsan dedim ya , aynadan kendisini görmekten başka bir istekte bulunmuyor diye…Bunun nedeni ne olabilir ? Sürekli onun karşısına geçip , saatlerimizi bile harcadığımız oluyor…Ayna belki de, kendimizi nasıl görmek istediğimizi bize gösteren bir şey…Kendimizi güzel görmek istiyoruz ve aynanın da bizi öyle gösterdiğini düşünüyoruz…Mutlu olduğumuzu aynaya bakmasak anlamıyormuşuz gibi gidip bir de aynaya bakıp kendimizi onaylıyoruz…Çirkiniz deyip aynadan bizimle aynı fikirde olması için görüşüp fikir teatisinde bulunuyoruz…İşte insan aynayı , kendisini ve kendi isteklerini görmek için kullanıyor belki de…Biraz da kendimizi kandırıyoruz…Ama yine de eğlenmiyor muyuz aynaya baktığımızda?…Dev aynasında , dev gibi olduğumuza inanıyoruz…Eğleniyoruz…
İnsanla ayna arasında garip bir bağ var…Bu bağın en temel özelliklerinden birisi de kendini kandırıp kandırmama olgusu…Hepimiz aynanın bizi kandırmayacağını düşünürüz değil mi ? Ayna ona gösterilen her şeyi birebir yansıtır…Tek yansıtamadığı şey bence aynanın “insanın” kendisi…İnsan kendini kandırıyor…Kendinize yalan söylemekle ve kendi uydurduğunuz yalana inanmakla aynı şeydir bu “aynaya bakmak”…Çünkü insan fikirleri olmadan kendisi olamaz…Fikirler de soyuttur…Aynaya baktığımızda aslında gördüğümüz şey somut “kendimiz” değil ; görmek istediğimiz “kendimiz”dir...Burada düpedüz danışıklı dövüş var ama yine de biz aynaya bakma oyununu her gün oynuyoruz…
Günlük hayatta sık sık duyduğumuz bir başka şey de “git bir aynaya bak , ne hale gelmişsin” gibi insanın aynayla arasındaki mesafeyi azaltmasını öğütleyen cümlelerdir…Aynadan uzak kalındığında insanın insan olmaktan çıktığını ima eden bu cümleyi hiç sevmem…Bu cümleyi kuran insanların aynayla arasındaki bağın ilerlediğini düşünmüşümdür hep…Git gide kendi telkinlerine kendilerini inandırıp , işin içinden çıkamayan insanlar da bu gruptandır herhalde…Haksızlık etmemek gerekir ki , ‘hiç’ aynaya bakmayan yaratıklar değiliz…
Aynanın bazen çok boş bir şey olduğuna inanmak istiyorum…Çünkü ortaya yepyeni bir şey koymuyor…Sadece var olan şeylerin varlığını kanıtlayan bir tutum içinde…Sandalye salonda bulunuyor ve ayna, sandalyenin salonda olduğunu bize gösteriyor…Dün olan bir şeyi bugün gösterip yarın da aynı şeyi gösterecek olan bir alet : ayna…Eleştirilmeyi de sevmiyor ayna…Ona ne dersen boş , dediğim dedik diyor…Dogmatik yapısı da var yani…Belki de aynaya çok bakmak insanın içinde bu tür şeyleri tetikliyor…Aynayı çok sevmek biraz gerçek dünyadan uzaklaşmak gibi geliyor bana…Bütün bunlardan ayrı olarak ,ayna kendi açısından özünde dürüst bir şey belki de…Ama kendimize baktığımızda biz dürüst olmayı ne kadar başarabiliyoruz ? Bunu da aynaya sorarak yapamıyoruz…Çünkü dürüstlüğü, sadece içimizdeki binlerce aynanın yansıttığı bir gerçek olarak düşünüyorum…
Düşünüp duruyoruz yaşam boyunca…Etrafımızdaki her bir eşyayı kullanıyoruz…İstisna olmayan şeylerden birisi de ayna…Karşısına geçip , uzunca bakıyoruz…Aksimize anlam veremiyoruz…Ne için baktığımızı da bilmiyoruz…Bilinçli bir şuursuzlukla bakıyoruz…

4 yorum galiba:

Helene dedi ki...

Tumuyle , her kelimesi ve urettigi her fikirler dolu bir yazi. Goz ve ayna arasindaki dongunun kurdugu bu denklemse harika bi fikir, cok ilginc, bi o kadar da gercek.

Cok begendim bu yaziyi , hatta benim de vardi eski bi yazim bununla ilgili (herkes deginmis herade:) ama link filan koyamiycam zaten kipkisacikti. Bahsettigim suydu: guzellik goreceliyse, insanarin senin guzelliginle alakali yorumlari onemsizdir ve aynaya bakmak denen sey olmasa guzelligi kanitlamak olmadigi gibi cirkinlikle yuzlesmek de olmazdi. Insanlari dinlemedigimz surece de tum beyinlerde oyleymiscesine beynimizde dunya guzeli kalabilirdik.

Sevgilerimle.

Mjora dedi ki...

teşekkürler , gayet tabii iyi bir noktaya değinmişsin..doğru ve yanlış olmadığı gibi (en azından benim için) güzel ve çirkinin de keskin bir ayrımı yok...izafi bir kavram..
aynanın yeni bir şey katma anlamında etkisi yok , yazıda bunu demek istemiştim sanırım , olanı gösteriyor...insanların fikirleri de neyse onu yansıtıyor aynen , güzel veya çirkin..
garip bir konu hakkaten şimdi tekrar düşününce :D

Helene dedi ki...

Belki de sayende gecem bu fikri dusunup beyin patlatmakla gececek. :) iyi geceler diliyorum sana

Mjora dedi ki...

diğer yazılarımda da çoğu zaman kafa patlatmışımdır hem yazarken hem de yazdıktan sonra ;) yorumlarını beklerim...

iyi geceler (:

Yorum Gönder